O işi yarın yaparım

Yazdır PDF

O işi yarın yaparım...

Bugün yapmamızın daha iyi olduğunu bildiğimiz işleri yarına bırakmanın bizi işi başından aşkın mutsuz birer bireye dönüştürdüğünü defalarca gördüm.

O işin yavaşlamasına sebep olan her ne ise mutlaka hızlı ve kesin bir çözüm alternatifi geliştirmeli ve doğrudan sonuca ulaşılmalıdır. İşler üçüncü parti firmalar veya kişiler tarafından haklı sebepler ile yavaş bir şekilde yapılıyorsa bile bunun sorumlusu her zaman o işin sahibidir. Bahaneler hiçbir şekilde kabul edilemez.

İşi yavaşlatan temel unsurlardan birisi; yaptığımız tüm işlerde en iyisi olmak gibi rasyonel olmayan bir düşünceden kaynaklanıyor olabilir. Yaptığımız işleri ilk seferinde mükemmel olacak diye bir şart yok sorunu en kısa yoldan çözüp, aksayan tarafları daha sonra düzeltmek gibi bir seçeneğimiz de var.

İşin yavaşlamasına sebep olan unsurlardan ikincisi ise fazla iş yükü olabilir. Üzerinizde fazla iş yükü olduğunu düşünebilir ve bunun için birçok işi geri plana atıp sizin için daha kolay ve yapılması daha zevkli olan işlere öncelik verebilirsiniz. Ama burada asıl önemli olan konu sizin hoşunuza giden konular yerine yapmanız gerekenleri ne kadar yaptığınız ile ilgilidir. Fazla iş yükünüz varsa işinizin bir kısmını delege etmek veya işi baştan almamak gibi seçenekleri değerlendirmeli ama öncesinde o işi yapıp yapamayacağınızı net olarak tartmalısınız.

Eğer gün içinde aşağıdaki cümlelerden en az birini kullanıyorsanız o işi yapmak için kesinlikle iyi bir vaktiniz vardır. Sadece o an canınız istemiyordur ve sadece daha eğlenceli şeylere yönelmek istiyorsunuzdur.

“Havamda olayım, öyle yapacağım.”

“Canım şimdi yapmak istemiyor.”

“Yarın yaparım.”



Paylaş
Digg! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Facebook! StumbleUpon! Yahoo! Joomla Portal

Mavi Bisiklet

Yazdır PDF

Zannedersem  ilkokul ikinci sınıfın yaz tatilindeydik, evden sabahın erken saatinde çıkmış doğruca dedemin dükkanına gelmiştim.  Sabahın köründe evden getirdiğim ekmek parçalarını Tony’e verdiğimi ve birlikte kahvaltı yaptığımızı hatırlıyorum. Alman kurt köpeği olan Tony dedemin önceki köpekleri ile aynı ismi paylaşıyordu. Ondan sonra gelen tüm köpeklerin adı da hep Tony oldu zaten.

alman-kurdu

O gün öğlene kadar deli gibi birlikte oynamıştık. Yorgunluktan yere yatan Tony’yi yastık yapıp yere uzanmıştım, bir yandan Tony’nin nefes alışını dinliyor bir yandan verandanın altındaki kullanılmayan malzemelere bakıyordum. İşte o zaman gözüm verandanın altında yığılı olan bir sürü hurdadan birisine takıldı.

Onca kirin pasın arasında mavi bisikleti görmemek neredeyse imkansızdı.  Uzun uğraşlar sonucu onu oradan dışarı çıkarmış ve nasıl tamir ederim acaba diye düşünürken bulmuştum kendimi.  Solgun mavi gövdesi, lastiksiz beyaz jantları, tozlu zinciri ve olmayan frenleri ile tam bir hurdaydı aslında... Bisikletin durumuna hızlıca göz attıktan sonra ilk işim Tony’nin burun muhalefetine rağmen zincirini takmaya çalışmak olmuştu.

Dükkanın bahçesindeki eğimin başına kadar bisikleti götürüp, biraz korkuyla karışık lastiksiz jantların üzerinde kendimi bayır aşağıya bıraktım. Birkaç metre sonra tabi ki yerdeydim ve sol dizim çizilmişti. O güne kadar bisiklet kullanmamıştım ama bu işi kendi başıma öğrenmeye de karar vermiştim. Tüm öğleden sonramı bisikletten düşmekle geçirdim. Tony’nin havlamaları sayesinde dedem gelmiş ve bu ne hal diye bana kızmıştı. Dirseğimi tutarak yerden kalkarken bisiklet kullanmayı öğreniyorum ve bunu kendi başıma yapabilirim dediğimi hatırlıyorum.  Aynı şeyleri akşam eve gittiğimde anneme de söyledim. Yaralarımı temizlerken önce bana biraz kızdı sonrasında ise bu işi kendi başıma yapabileceğim konusunda beni cesaretlendirdi.

Birkaç gün böyle geçti. Artık birkaç metreden fazla gidebiliyor; pedal çevirirken bisiklete yön verebiliyordum. Defalarca düştüğümü ve her yanımı yara bere içinde bıraktığımı söylememe gerek bile yok herhalde...

Kendi kendime pedal çevirebilmeye başladıktan sonra yeni bir sorun ortaya çıkmıştı. Gidebiliyor ama duramıyordum. Durmak için ya bir yere çarpıyor ya da kendimi yere atıyordum. O gün öğleden sonra yanımda koşan Tony’ye yine çarpmış ve bu sefer canını acıtmıştım. Köpeğimin canını acıtınca artık bisiklete biraz bakım yapma zamanı geldiğini düşünüp babam ve dedemden biraz para istedim.

Ertesi sabah Tony ile birlikte mavi bisikleti yakındaki bisiklet tamircisine götürdüm.  Tamircinin bize bakışını çok net hatırlıyorum. Biraz şaşkınlıkla önce bana sonra bisiklete bakmıştı. Bu hurda için uğraşmaya değmez diyerek beni  göndermeye çalıştı. Dükkandan tam çıkarkan ondan sadece lastikleri ve frenleri satın almak istediğimi bisikleti kendi kendime de tamir edebileceğimi söyledim. Parçaları alıp dedemin dükkanına  doğru yola çıktım. Bir elimde parçalar diğer elimde bisiklet ile dükkana girdiğimde dedemin bana bakıp güldüğünü hatırlıyorum. Kendi kendime yapabileceğimi söylememe rağmen o gün dedemle birlikte mavi bisikletin yeni lastiklerini ve frenlerini taktık.

Bicycle-Vitali-Komarov

İlk deneme sürüşünü dün gibi hatırlıyorum. Lastikleri olan bisikleti kullanmak çocuk oyuncağı gibiydi, sürüşü çok kolaydı ve bir o kadar zevkliydi. Üstüne üstlük frenleri de vardı ve artık durmak istediğimde düşmek zorunda kalmıyordum.  Dedemin ve çırakların dükkanın önünde beni izlediğini, yanımda koşan Tony’ye ve bana güldüklerini hatırlıyorum.

Yaz tatilinin büyük bir kısmını o bisikleti tamir etmek,  yeni parçalar almak ve bol bol gezmek için harcamıştım.  Bir sonraki yaz babam karne hediyesi olarak 18 vitesli muhteşem bir bisiklet aldı. Geriye dönüp baktığımda babam iyi ki o mavi bisikleti tamir etmem için bana fırsat tanımış ve yeni bisikleti o yaz almamıştı.

İş hayatında ne zaman birşeyin arefesinde olsam, o işin zorluklarından ve eksiklerinden bunalsam aklıma bu anım geliyor. Bir çok zorluğa ve eksiğe rağmen o işi yapmayı kafama koyduğumda mutlaka başarılı olacağımı biliyorum. Bir süre lastiksiz ve frensiz olsam, yere düşüp yara bere içinde kalsam da ailemin hep yanımda olacağını ve o işi yapmak için beni cesaretlendireceklerini biliyorum.

Yeni bir iş kurmak veya hiç bilmediğiniz bir projeye başlamak aynen bisiklete binmek gibi düşe kalka öğreniyorsunuz.  O esnada canım acıyabilir, eksiklerim olabilir, insanlar yapamazsın diyebilir ama bunların hiç birisi o işte başarılı olmamı engellemez. Eğer düşersem yeniden kalkar ve tekrar denerim hepsi bu kadar.

Görsellerin kaynağı:

Köpek görseli: http://www.kopekegitimi.gen.tr/kopek-egitimi-ne-kadar-surer.html

Bisiklet görseli: http://fineartamerica.com/featured/bicycle-vitali-komarov.html

 



Paylaş
Digg! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Facebook! StumbleUpon! Yahoo! Joomla Portal

Talks Chris Bangle Says Great Cars Are Art

Yazdır PDF

American designer Chris Bangle explains his philosophy that car design is an art form in its own right, with an entertaining -- and ultimately moving -- account of the BMW Group's Deep Blue project, intended to create the SUV of the future.



Paylaş
Digg! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Facebook! StumbleUpon! Yahoo! Joomla Portal

Talks Larry Burns on the Future of Cars

Yazdır PDF

General Motors veep Larry Burns previews cool next-gen car design: sleek, customizable (and computer-enhanced) vehicles that run clean on hydrogen -- and pump energy back into the electrical grid when they're idle.



Paylaş
Digg! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Facebook! StumbleUpon! Yahoo! Joomla Portal

Pazarlama ne iş yapar?

Yazdır PDF

Pazarlama tanımı yapılırken satış, reklam ve diğer tutundurma faaliyetleri ile karıştırılmaya devam edilmektedir. Satış, reklam ve diğer tutundurma faaliyetleri pazarlama fonksiyonlarından sadece bir kaçını oluşturmaktadır. Pazarlamanın satış ve reklamdan çok daha fazlasını oluşturduğunu görmek adına McCharty Perrault’un aşağıdaki örneğinin incelenmesi yerinde olacaktır.

Örnekte, bisiklet üretmeye karar vermiş bir firmanın üretime başlamadan önce ve üretim esnasında yapması gereken işlerin bir bölümüne ilişkin konular yer almaktadır.
  1. Bisiklet kullanan insanların gereksinimlerini araştır, incele ve tüketiclilerin daha farklı bisiklet isteyip istemediklerine karar ver
  2. Farklı segmentlerdeki müşterilerin ne tür bisiklet isteyebileceklerini ( dağ bisikleti, yarış bisikleti, disk fren, farklı tekerlek seçimleri vb.) ve firmanın bu isteklerden hangilerini karşılayabileceğini ve müşteriyi memnun edebileceğine karar ver.
  3. Gelecek yıllarda kaç kişinin bisiklet alacağını ve ne kadar satın alacağını tahmin et
  4. Bisiklet kullanan kişilerin nerede ikamet ettiğini ve satın almayı nerede yaptığını öğren, firmanın ürünleri bu kişilere nasıl ulaştıracağını kararlaştır.
  5. Tüketicilerin bu bisikletlere kaç para ödemeye razı olacabileceklerini ve firmanın bu fiyatlardan satış yapması durumunda kar edip edemeyeceğini tahmin et
  6. Potansiyel tüketicilere hangi promosyon tekniklerini kullanarak ve hangi mesajlar ile ulaşacağına karar ver
  7. Kaç adet rakip firmanın olacağına, bunların her birinin ne kadar ve hangi çeşitlerde bisiklet üreteceğine hangi fiyatlardan pazara süreceğini tahmin et
  8. Satış sonrası destek için kaç adet yetkili servise ihtiyacın olduğunu tahmin et

Yukarıda sayılan faaliyetleri incelediğimizde tüm bu unsurların sadece üretim faaliyetlerinin parçaları olmadığını, tam tersine bu faaliyetlerin doğru ürün ve hizmetin üretilip, doğru tüketicilere, doğru fiyat karması ise satılmasını sağlayan ve üretime de yön veren pazarlama sürecinin parçaları olduğunu görürürüz.

Kaynak: http://www.freeonlineresearchpapers.com/defining-marketing



Paylaş
Digg! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Facebook! StumbleUpon! Yahoo! Joomla Portal